
Didim’deki falcılar kadınmış. Ellerinde kutsal bir değnek, bir kuyunun üstünde oturur, kara sularda gördükleri ışıntıları yorumlarlar ve bilicilere fısıldarlarmış. Tanrı sarhoşluğunda kapılmış falcı kadının ağzından gelişi güzel dökülen sözleri, kehanetleri vezinli dizeler halinde dile getirip dua ve istekler için gelenlere aktarmak bilici rahiplerin görevi imiş.

Bugün mabedin ilk giriş merdivenlerinin hemen yanında görülen aslan heyheli Mukaddes Yol’un çevresinde bulunanlardan birisidir. Bu aslan heykelinin hemen karşısında büyükçe bir mermer blokun üstüne yapılmış bir kadın roliyefi görülür. Bu roliyeflerden mabedte birkaç tane daha vadır. Ama en sağlam kalmışı ve en anlamlısı budur. Bune Medusa veya Kudüs başı ismi verilmiştir. Öyküsü de söyledir. 

Medusa mi tolojide gorgorlar veya gorgonanlar denilen üç kardeşten birisidir. Güzel ve alımlı bir kadında. Ana ne varki bu güzelliğini kötüye kullanıyor, fahişelik yapıyordu. O çünkü anlamıyla adeta bir canavardı. Etrafı yılanlarla çevrili saçlarının arasında iki zenat bulunuyorduç Onun için zeus bir diğer oğlu Perseus bir gün okenos ırmağının ötesinde yaşıyı Medusa’yı buldu ve kafasını kesti. Bu olaydan sonra da medusa nın kesik başını gösteren kabamalar ‘’roliyef’’ iyonya mimarisindeki ibret olma amacıyla dekor olarak kullanırdı.
Didim ‘’ Didyma’’ ile Aploon Mabedi’nin öykülerini böylece anlattıktan sonra buranın Anadolu’daki iyon tanınakları içinde en büyüğü ve en zengini olduğunu ‘’mukaddes emanetleri’’ zengin haneleri, her yerde deva kutsal suyu ‘’kuyusu’’ ve kutsal koruluğu ile tanındığını belirtmek isteriz. Tanrı Apollon’un en sevdiği bitki olan defne kutsal koruda yetiştirilen en önemli ağaçtı. Son olarak Apollon Mabedi’nin yapımında kullanılan büyük mer taşların bugün Bafa Gölü diye tanılan yerin kuzey kesiminde kalan beş parmak ‘’ Latmos ‘’ dağlarından – ki o zamanlar bu göl Ege Denizi’nin bir parçasıydı. – Deniz yoluyla panormos limanına getirilmiş ve oradan da kızaklarla kaydırılarak taşınmıştı.